İdareli Harcamak Ne Demek? Tarihsel Bir Bakış Geçmişin İzinde: İdareli Harcama Kavramının Kökenleri Bir tarihçi olarak, geçmişi anlamaya çalışırken en önemli araçlardan birinin, geçmişin izlerini günümüze taşımak olduğuna inanırım. Tarihin derinliklerine inmek, bugünün yaşam biçimlerinin nasıl şekillendiğini, bireylerin ve toplumların hangi değerler etrafında örgütlendiğini anlamamıza yardımcı olur. “İdareli harcamak” kavramı, aslında geçmişte de pek çok toplumda yer etmiş, ancak zamanla dönüşüm geçirmiş bir anlayıştır. Bu kavram, sadece bugünün ekonomik şartlarına değil, aynı zamanda tarihsel süreçlerin şekillendirdiği toplumsal dinamiklere de bağlıdır. Tarihe baktığımızda, eski toplumlar genellikle kaynakların sınırlı olduğu, hayatın daha zor koşullarda geçip, toplumların büyük bir kısmının hayatta kalma mücadelesi…
6 YorumEtiket: de
Antropolojik Bir Yolculuk: Gürültü Tipleri Nelerdir? Bir antropolog olarak, dünyanın dört bir yanında yankılanan sesleri dinlerken fark ederiz ki gürültü yalnızca rahatsız edici bir titreşim değildir. O, bir kültürün nabzıdır; ritüellerin, kimliklerin ve topluluk yapılarının görünmez yankısıdır. Her kültürün kendi sessizliği kadar, kendi gürültüsü de vardır — ve bu gürültü, insan topluluklarının ruhunu yansıtan sembolik bir dil gibidir. Gürültünün Antropolojik Tanımı Klasik fizik tanımıyla gürültü, düzensiz veya istenmeyen seslerdir. Ancak antropolojik açıdan bakıldığında, “istenmeyen” kavramı kültürden kültüre değişir. Bir toplumun kutsal saydığı ses, bir diğerine göre rahatsız edici olabilir. Bu durum, gürültünün yalnızca akustik değil, aynı zamanda kültürel ve toplumsal…
2 YorumUzağı Görememe İyileşir mi? Psikolojik Bir Bakış Açısıyla İçsel Netliğin Peşinde Bir psikolog olarak insan davranışlarını anlamaya çalışırken sıkça fark ettiğim bir şey var: İnsan, yalnızca bedeniyle değil, zihniyle de “görür.” “Uzağı görememe” ifadesi çoğu zaman optik bir problem gibi görünür; ancak psikolojik açıdan bu, kişinin hem bilişsel hem de duygusal süreçlerinde yaşadığı bulanıklıkların bir metaforu olabilir. Peki gerçekten, uzağı görememek yalnızca bir göz kusuru mudur, yoksa geleceği, hedefleri, ilişkileri ya da kendini yeterince net görememekten mi kaynaklanır? Bu yazıda, “Uzağı görememe iyileşir mi?” sorusuna bir psikoloğun meraklı gözlüğünden bakacağız. Bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji perspektiflerinden bu durumu çözümlemeye çalışacağız.…
2 Yorumİyi Bir Görüşmeci Hangi Özelliklere Sahip Olmalı? Siyaset Biliminin Güç, İletişim ve Etki Üzerine Düşünceleri Bir siyaset bilimci olarak her zaman şunu merak etmişimdir: Bir görüşmeyi kazanan kimdir — en çok konuşan mı, yoksa en çok dinleyen mi? Siyaset sahnesinde yapılan her görüşme, yalnızca fikirlerin değil, aynı zamanda gücün yeniden dağıtıldığı bir alandır. Diplomatik masalardan belediye toplantılarına, parti içi görüşmelerden vatandaş-devlet diyaloglarına kadar her yerde, iletişim bir güç aracıdır. Bu yüzden “iyi bir görüşmeci” olmak, yalnızca konuşma becerisi değil, siyasal bilinç gerektirir. Görüşmeci Olmak: Gücün Mikro Düzeydeki Sanatı Siyaset bilimi açısından görüşme, iktidarın mikro bir tezahürü olarak görülür. Bir görüşmede…
2 YorumCCTV Ne Kablosu? Bir Bağlantının Hikâyesi Bazı hikâyeler vardır, küçük bir detayla başlar ama sonunda büyük anlamlara dönüşür. Bugün size bir kablonun hikâyesini anlatmak istiyorum. Evet, yanlış duymadınız… Bir kablonun. Çünkü bazen bir kablo, sadece cihazları değil, insanları da birbirine bağlar. Gelin bu yolculuğa birlikte çıkalım. — Başlangıç: Bir Projenin Hikâyesi Bir şehirde, güvenliği artırmak için yeni bir CCTV sistemi kurulmasına karar verildi. Projenin başında iki isim vardı: Mert ve Elif. Mert, mühendis kökenli, çözüm odaklı, stratejik düşünen biriydi. Onun için her şey plan ve hesapla yürümeliydi. Elif ise insan ilişkilerine önem veren, empatisi güçlü, detaylara ruh katan bir proje…
2 YorumGönye Cetvel Hangisi? Toplumsal Ölçülerin Görünmeyen Hâkimi Bir araştırmacı olarak, insanların birbirini nasıl ölçtüğünü, kimin “doğru” açıyla yaşadığını kimlerin belirlediğini anlamaya çalışıyorum. Her toplumun kendine özgü bir “gönye cetveli” var — davranışların, rollerin, hatta duyguların bile ölçüldüğü o görünmez araç. Okulda geometri dersinde elimize aldığımız gönye cetvel, doğrular ve açıların kusursuzluğunu sağlardı. Ancak toplumda işler bu kadar basit değildir; burada ölçü, sadece açıyı değil, insanın kimliğini de biçimlendirir. Toplumsal Gönye: Normların Görünmez Çizgileri Toplum, bireylerin davranışlarını belli kalıplar içinde şekillendirir. Bu kalıplar, kimimizin doğduğunda üzerine giydirildiği normatif kıyafetlerdir: “Erkek güçlü olur”, “kadın nazik olmalı”, “aile böyle kurulur”, “başarı böyle ölçülür.”…
2 YorumGeliriniz Ne Demek? – Cebimize Giren Paranın Mizahi Anatomisi 💸 “Geliriniz nedir?” sorusunu duyar duymaz bir huzursuzluk çöker içimize. Sanki banka hesabımız sorguya çekiliyormuş gibi hissederiz. Hele ki bunu bir formda görürsek… Aman Allah’ım! Sanki devletle değil, eski sevgiliyle hesaplaşıyoruz: “Gerçekten bu kadar mı kazandın?” 😅 Ama sakin ol! Bugün sana “gelir” kelimesinin cüzdan kokan dünyasını anlatacağım. Üstelik bunu sıkıcı ekonomi terimleriyle değil, bol kahkahalı, erkeklerin stratejik zekâsı ile kadınların ilişki odaklı bakışını harmanlayan bir sohbet havasında yapacağım. Hazırsan, gelirimizi didik didik etmeye başlayalım. Erkekler Geliri Planlar, Kadınlar Ona Anlam Katar 💼❤️ Erkekler için gelir, genellikle bir hedef tablosudur. “Ay…
2 YorumAbrul Ayı Ne Demek? – Zamanın, Değişimin ve İnsan Ruhunun Psikolojik Dönüm Noktası Bir psikolog olarak insanın zamanı nasıl anlamlandırdığını gözlemlemek, her zaman büyüleyici olmuştur. Bazı kelimeler vardır ki yalnızca bir dönemi değil, aynı zamanda bir ruh hâlini de temsil eder. Abrul ayı bunlardan biridir. İlkbaharın ortasında, doğanın yeniden doğuşuna tanıklık ederken insan ruhunun da değişim rüzgârlarına kapıldığı bu dönem, yalnızca mevsimsel bir geçiş değil; aynı zamanda psikolojik bir yenilenme evresidir. Peki, “Abrul ayı ne demek?” sorusunu sadece sözlük anlamıyla değil, bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji perspektiflerinden nasıl değerlendirebiliriz? Bilişsel Psikoloji Açısından Abrul Ayı: Zihnin Yeniden Doğuşu Bilişsel psikoloji, insanın…
2 Yorum149 Groston Ne Kadar? Tarihin Işığında Ekonomik Birimlerin Evrimi Bir tarihçi olarak geçmişin sayfalarını araladığımda, rakamların, ölçülerin ve birimlerin ardında yatan hikâyeleri görmeden edemem. Çünkü her ekonomik ölçü birimi, kendi çağının değer anlayışını, üretim gücünü ve toplumun dünyayı nasıl kavradığını yansıtır. Bugün kulağımıza yabancı gelen “149 groston” kavramı da bu anlamda yalnızca bir ağırlık veya hacim ölçüsü değil; küresel ticaretin, sanayileşmenin ve teknolojik ilerlemenin izlerini taşıyan bir semboldür. Groston’un Kökeni: Yelkenliler Çağından Sanayi Devrimi’ne Groston (ya da “gross ton”), gemicilik tarihinin mirasıdır. 19. yüzyılın ortalarında, deniz taşımacılığında ölçüm birliği sağlamak amacıyla İngiltere’de ortaya çıkmıştır. “Gross ton” aslında gemilerin hacimsel taşıma…
2 YorumGIPTA Kalem Kimin? Ekonomik Perspektiften Bir Analiz Kaynakların Sınırlılığı ve Seçimlerin Sonuçları: Ekonomist Bakış Açısı Ekonomi, genellikle kaynakların sınırlılığı ve bu kaynakların nasıl en verimli şekilde kullanılacağıyla ilgili bir bilim dalıdır. Her birey, toplum ve şirket, sahip oldukları kaynakları en iyi şekilde kullanmak için kararlar almak zorundadır. Bu kararlar, bazen finansal yatırımlar, bazen de günlük yaşamda yapılan seçimler olabilir. Bir ekonomist olarak, kararların ardında yatan motivasyonları, piyasa dinamiklerini ve toplumun refahını şekillendiren etmenleri merak ederim. Bugün, GIPTA kaleminin kim tarafından üretildiği ve piyasada nasıl konumlandığı sorusunun cevabına bakarken, aslında daha geniş bir ekonomik çerçeveye bakmamız gerektiğini göreceğiz. Bu yazıda, GIPTA…
2 Yorum