Hışım İnsin Ne Demek? Ekonomi Perspektifinden Kaynakların Sınırlılığı ve Seçimlerin Sonuçları Bir ekonomist olarak, kaynakların sınırlılığı ve bu sınırlı kaynaklarla yapılan seçimlerin sonuçları üzerine düşündüğümüzde, hemen aklımıza bir soru gelir: Her seçim bir maliyet taşır ve her maliyetin bir karşılığı vardır. Peki, “hışım insin” ifadesi bu ekonomik gerçekliklerle nasıl örtüşür? Türkçe’de sıklıkla kullanılan bu deyim, çoğunlukla olumsuz bir anlam taşır ve bir kişinin veya bir durumun, genellikle zorlayıcı, sinir bozucu bir şekilde ortaya çıkmasını ifade eder. Ancak bu ifadeyi, ekonomik bir perspektifle ele aldığımızda, toplumsal ve piyasa dinamiklerine dair önemli ipuçları verir. Bu yazıda, “hışım insin” ifadesini piyasa dinamikleri, bireysel…
Yorum BırakGünlük Kayıtlar Yazılar
Çekvalf Sonradan Takılır mı? Farklı Bakış Açılarıyla Derinlemesine Bir İnceleme Hayatta bazı konular vardır ki, ilk bakışta oldukça teknik ve sıradan görünür ama içine girince hem düşünsel hem de toplumsal anlamda tartışılacak çok şey barındırır. “Çekvalf sonradan takılır mı?” sorusu da tam olarak bunlardan biri. Eğer siz de benim gibi bir konunun sadece teknik detayını değil, hayatın içindeki yansımalarını da merak ediyorsanız, bu yazı tam size göre. Gelin, farklı bakış açılarıyla bu meseleyi masaya yatıralım ve birlikte düşünelim. — Çekvalf Nedir ve Neden Önemlidir? Çekvalf, sıvı ya da gaz akışının sadece tek yönlü olmasını sağlayan ve geri akışı önleyen bir…
Yorum BırakHırsızlık Hastalık mı? Toplumsal Normlar, Cinsiyet Rolleri ve Kültürel Pratikler Üzerine Sosyolojik Bir İnceleme Toplumu Anlamaya Çalışan Bir Gözlemcinin Girişi Bir araştırmacı olarak, her defasında aynı soruya dönüyorum: İnsan davranışlarını bireysel bir bozuklukla mı, yoksa toplumsal yapının yansımalarıyla mı açıklamalıyız? “Hırsızlık hastalık mı?” sorusu tam da bu sınırda yer alır. Çünkü hırsızlık yalnızca bir bireysel eylem değil, aynı zamanda toplumun değer sistemini, fırsat eşitsizliklerini ve sosyal kontrol mekanizmalarını da yansıtan çok katmanlı bir olgudur. Toplum, bireylere neyin “doğru” neyin “yanlış” olduğunu öğretir. Ancak herkes bu kurallara aynı derecede erişemez ya da bunlara aynı şekilde uyamaz. Sosyolojik açıdan bakıldığında, hırsızlık davranışı…
Yorum BırakHınzır Gülüş Ne Demek? Edebiyatın Gölgesinde Bir İroni ve Masumiyet Oyunu Kelimeler, sadece anlam taşımaz; aynı zamanda ruhu, zamanı ve duyguyu da taşır. Bir edebiyatçı olarak her kelimenin arkasında saklı bir hikâye olduğunu bilirim. “Hınzır gülüş” ifadesi de bu hikâyelerden biridir. Yalnızca bir gülümseme değil, bir bakışın, bir niyetin, hatta bir karakterin derinliğini anlatan bir anlatım biçimidir. Edebiyatta “hınzır” sözcüğü çoğu zaman yaramazlıkla zekânın, ironinin ve içtenliğin buluştuğu noktayı temsil eder. “Hınzır gülüş” ise bu ruh hâlinin dışavurumudur — hem masum hem kurnaz, hem eğlenceli hem düşündürücü. Kelimelerin Gücü: Hınzırın Edebî Kökleri Türkçe’de “hınzır” kelimesi, sözlük anlamıyla “kurnaz, açıkgöz, afacan”…
2 YorumHiç Yoktan Ne Demek? Psikolojik Bir Analiz İnsan Davranışlarını Çözümlemeye Çalışan Bir Psikologun Meraklı Girişi Hiç yoktan bir şey yaratmak, kulağa sihirli bir ifade gibi gelse de, insan psikolojisi açısından oldukça derin ve karmaşık bir anlam taşır. Bir psikolog olarak, bir kişinin “hiç yoktan bir şey yaratma” arzusunu anlamak, onun içsel dünyasında neler olup bittiğini keşfetmek gibi bir yolculuğa çıkmak gibidir. TDK’ye (Türk Dil Kurumu) göre “hiç yoktan” bir şeyin meydana gelmesi, genellikle olmayan bir şeyin varlık bulması anlamına gelir. Fakat, bu dilsel açıklama, zihinsel ve duygusal boyutta çok daha zengin ve derin bir anlam taşır. Bu yazıda, “hiç yoktan”…
2 YorumHezliyat Kimin Eseri? Divan Edebiyatı ve Toplumsal Dönüşüm Geçmişi anlamaya çalışırken, bazen en beklenmedik yerlerde derin anlamlar buluruz. Geçmişin izlerini takip etmek, yalnızca tarihsel olayları değil, toplumların düşünsel evrimlerini de keşfetmemizi sağlar. Bu evrim, edebiyatın her satırında, her kelimesinde, her dönemin ruhunu barındırır. Bugün, geçmişle bugün arasındaki bağları kurarak, Divan edebiyatının önemli eserlerinden biri olan Hezliyat üzerine bir yolculuğa çıkacağız. “Hezliyat kimin eseri?” sorusuna cevap verirken, eserin yazıldığı dönemi, toplumsal değişim ve dönüşüm noktalarını gözler önüne sereceğiz. Hezliyat: Edebiyatın Yansıması Hezliyat, Divan edebiyatının ünlü şairlerinden olan Nedim tarafından kaleme alınmış bir eserdir. Divan edebiyatı, özellikle Osmanlı İmparatorluğu döneminde gelişmiş ve…
2 YorumSağlam Yere Kapak Atmak Ne Demek? Küresel ve Yerel Perspektiflerden Hayata Dair Bir Bakış Hayatta hepimizin ortak bir arayışı var: güvenli bir zemin bulmak. Bu bazen iş hayatında, bazen ilişkilerde, bazen de sadece kendimizi ait hissedeceğimiz bir toplulukta karşımıza çıkar. İşte tam da bu noktada Türkçede sıkça kullandığımız bir deyim devreye girer: “Sağlam yere kapak atmak.” Bu söz, görünüşte basit bir ifade gibi dursa da, aslında derin anlamlar barındırır. Gelin birlikte, bu deyimin kökenlerini, kültürel çağrışımlarını ve dünya genelindeki benzer düşünce biçimlerini keşfedelim. Sağlam Yere Kapak Atmak Ne Demek? “Sağlam yere kapak atmak” deyimi, en basit anlamıyla, güvenli, istikrarlı ve…
2 YorumGüzel Şelalesi Hangi Şehirde? Kültürlerin Akışında Bir Antropolojik Yolculuk Kültürlerin zenginliği, insanın doğayla ve birbirleriyle kurduğu ilişki kadar derindir. Bir antropolog olarak, farklı toplulukların doğayı nasıl anlamlandırdığını, suyun akışında nasıl bir yaşam sembolü bulduklarını gözlemlemek her zaman ilgimi çekmiştir. İşte bu merak beni şu soruya götürdü: Güzel Şelalesi hangi şehirde? Bu soru yalnızca bir coğrafi merak değil, aynı zamanda insanın doğayla kurduğu kültürel, sembolik ve toplumsal bağların da başlangıç noktasıdır. Güzel Şelalesi’nin Coğrafi ve Kültürel Konumu Güzel Şelalesi, Türkiye’nin büyüleyici doğa alanlarından biri olarak Antalya sınırlarında yer alır. Antalya, sadece deniziyle değil, aynı zamanda suyla kurduğu kültürel ilişkiyle de Anadolu’nun…
2 YorumOguş Ne Anlama Gelir? – Kadim Bir Kelimenin Toplumsal Cinsiyet ve Adaletle Buluşan Hikâyesi Topluluğumuzun birbirini dinleyen, farklılıklara kulak veren insanlarından biri olarak bugün sizinle, kökü çok eskiye uzanan bir kelimenin peşine düşmek istiyorum: Oguş. Sadece sözlükteki bir anlamın ötesine geçen, aileyi, aidiyeti ve dayanışmayı çağrıştıran bu sözcük; toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi dinamiklerle buluştuğunda bize güçlü bir düşünme zemini sunuyor. Hadi gelin, hem kalbimizle hem aklımızla bu kelimeyi birlikte açalım. “Oguş”un Kökü: Aile, Soy ve Dayanışma “Oguş” (tarihsel yazımlarda “Oğuş”/“Oghuş” olarak da geçer) eski Türkçe kaynaklarda akrabalık bağıyla birbirine tutunan topluluğu; yani aileyi, soyu ve haneyi karşılar.…
2 YorumAntropolojik Bir Yolculuk: Gürültü Tipleri Nelerdir? Bir antropolog olarak, dünyanın dört bir yanında yankılanan sesleri dinlerken fark ederiz ki gürültü yalnızca rahatsız edici bir titreşim değildir. O, bir kültürün nabzıdır; ritüellerin, kimliklerin ve topluluk yapılarının görünmez yankısıdır. Her kültürün kendi sessizliği kadar, kendi gürültüsü de vardır — ve bu gürültü, insan topluluklarının ruhunu yansıtan sembolik bir dil gibidir. Gürültünün Antropolojik Tanımı Klasik fizik tanımıyla gürültü, düzensiz veya istenmeyen seslerdir. Ancak antropolojik açıdan bakıldığında, “istenmeyen” kavramı kültürden kültüre değişir. Bir toplumun kutsal saydığı ses, bir diğerine göre rahatsız edici olabilir. Bu durum, gürültünün yalnızca akustik değil, aynı zamanda kültürel ve toplumsal…
2 Yorum