“Kalıcı Olmak Ne Demek?”
Günlük dilde sıkça karşımıza çıkan “kalıcı olmak” ifadesi, ilk bakışta basit bir süreklilik iması taşıyor olabilir. Ancak derinlemesine bakıldığında, bu kavram hem bireysel yaşamda hem de kültürel-toplumsal düzeyde anlam katmanları barındırıyor. Bu yazıda, kalıcılık kavramının tarihsel arka planını, günümüzdeki akademik tartışmalarını ve neden önemli olduğunu inceleyeceğim.
Tarihsel Arka Plan
“Kalıcılık” kavramı Batı düşünce geleneğinde genellikle “değişim” ve “geçicilik” karşısında konumlanır. Örneğin, Antik Yunan’da platonik düşüncede zaman, değişimle ilişkili olarak algılanırken; değişmezlik ya da “idealar” zinciri, değişimden bağımsız bir gerçeklik olarak ele alınır. Bu çerçevede kalıcılık, varlığın temel niteliği olarak görülmüş, geçicilik ise daha dünyaya ait bir kategoriye dönüştürülmüştür. Bu karşıtlık, zaman‑değişim sorgusuyla iç içe geçmiştir. ([Parşömen][1])
Teknolojik ve toplumsal dönüşümlerle birlikte “kalıcı” olarak algılanan şeylerin doğası da değişmiştir. Örneğin mimaride bir yapı malzemesi kadar işlevi, çevresi ile ilişkisi ve değişen toplum ihtiyaçlarına adapte olabilme kapasitesiyle de “kalıcılık” sorgulanmaya başlanmıştır. ([Yapı Dergisi][2])
Kalıcılığın Temel Boyutları ve Günümüzde Akademik Tartışmalar
1. Ontolojik ve metafizik boyut: Felsefede “varlığın kalıcılığı” sorusu uzun süredir gündemde. Bir şey nasıl olduğu gibi kalabilir? Değişim onun için bir tehdit mi? Bu bağlamda “kalıcılık”, öz ya da töz bakımından bir sürekliliği ima eder. ([Mynet][3])
2. Kültürel ve toplumsal boyut: Bir fikir, gelenek ya da kurum ne kadar “kalıcı” olabilir? Burada yalnızca fiziksel varlık değil; kültürel aktarım, belleğin korunması, ortak değerlerin kuşaktan kuşağa geçmesi rol oynar. Örneğin sanat tarihi alanında, bir eserin veya sanatçının “zamana direnebilmesi” kalıcılığı işaret eder. ([Simit Çay Edebiyat Etkinlikleri][4])
3. Mimarlık ve sürdürülebilirlik bağlamında: Yapıların, şehirlerin ve çevresel sistemlerin kalıcılığı, artık sadece malzeme dayanıklılığıyla değil, değişime ve dönüşüme ne kadar uyumlu olduklarıyla da ölçülüyor. Bu bağlamda “kalıcılık” ile “esneklik”, “uyarlanabilirlik” kavramları arasında bir etkileşim var. ([Yapı Dergisi][2])
4. Sanat ve geçicilik ilişkisi: Sanat eserlerinde kalıcılık tartışması, geçicilik kavramı ile birlikte ele alınıyor. Çünkü bir eser kuşaklar boyu anılırsa “kalıcı” sayılabilirken; dönemsel, zamanla yok olan ya da anlamını yitiren eser “geçici” olarak değerlendiriliyor. ([Filomythos][5])
Kalıcılık kavramının kritik soruları
– Kalıcılık gerçekten süreklilik anlamına mı gelir yoksa sabit bir “değişmeme” hali mi?
– Kalıcılığın ölçütleri nelerdir: zaman, etki, anlama katma?
– Bir şey kalıcı olurken değişime kapalı mı olmalı yoksa değişime açık olması mı kalıcılığı artırır?
– Toplumlarda kalıcılık arayışı, hangi ihtiyaçlardan kaynaklanır? Bir güven duygusu mu, tarihsel kimlik mi, yoksa miras bilinci mi?
“Kalıcı Olmak” Ne Demektir?
İnsan varlığı bağlamında “kalıcı olmak”, sadece bir isim bırakmak ya da fiziksel bir iz bırakmak anlamına gelmez. Aslında üç ana unsur içerir:
– Etki ve anlam boyutu: Bir bireyin ya da kurumun zaman içinde anılabilmesi, etkisinin unutulmaması.
– Süreklilik boyutu: Başlangıcı olan bir şeyin, kesintiye uğramadan ilerlemesi değilse de, değişim içinde bir tür süreklilik göstermesi.
– Uyum ve dönüşüm boyutu: Kalıcılık, statiklik değil; zamanla ilişkisini koruyarak anlamını tazeleme yetisidir.
Dolayısıyla “kalıcı olmak” şöyle tanımlanabilir: Zamanın akışı içinde etkisini sürdüren, anlamını kaybetmeyen ve değişime rağmen değer üreten hâl. Burada geçicilik zıt kavram olarak karşımızda durur; çünkü her şey değişir, yok olur ya da dönüşür. Kalıcılık bu değişime rağmen ayakta durabilme kapasitesidir.
Sonuç
Kalıcılık kavramı yalnızca “uzun süreli varlık” anlamına gelmez; aksine zaman, değişim, etki ve anlam gibi katmanlarla iç içedir. Bir bireyin ya da kurumun, fikrin ya da eserin “kalıcı” olması için yalnızca zamana dayanıklı olması değil, zamanla ilişki kurabilmesi, anlamının önemini koruyabilmesi gerekir. Günümüzde hızla değişen dünyada, kalıcılık arayışı belki de daha da önem kazanmış durumda: değişim karşısında sabit değerler, dönüşüm karşısında süreklilik talebi… Bu bağlamda “kalıcı olmak”, bir yaşam yönü, bir düşünce duruşu ve bir kültürel miras bilinci taşıma meselesidir.
––––––––––––
İsterseniz bu konuya ilişkin güncel akademik makaleleri veya örnekleri de birlikte inceleyebiliriz.
[1]: “Sanat ve Tarih, Kalıcılık ve Kötülük | Barış Karakuş – Parşömen”
[2]: “Yeni Dünya Düzeninde Mimarlık: “Kalıcılık” ve “Geçicilik” İlişkisinin …”
[3]: “Kalıcılık ne demek? Kalıcılık kelimesinin TDK sözlük … – Mynet”
[4]: “Kalıcılık nedir? (edebiyat) – Her çağın sanatçısı olmak”
[5]: “Kalıcılık ve Geçicilik Arasında: Çağdaş Sanat ile Postmodern Sanatın …”