İçeriğe geç

Arka bacağa ne denir ?

Arka Bacağa Ne Denir?

Kayseri’de Bir Akşam

Günlerden bir akşam, Kayseri’nin soğuk sokaklarından birinde yürürken, o an aklıma bir soru takıldı: “Arka bacağa ne denir?” Sorunun bu kadar basit olması, aslında ne kadar derin bir anlam taşıyordu. Hani bazen bir şeyin anlamını öğrenmek, bir başka yerde kendini keşfetmek gibidir ya, işte o an tam olarak öyle bir şey oldu. Belki de hayatta her şeyin bir adı olmalı, ama doğru sözcüğü bulana kadar ne kadar kaybolabiliriz, kim bilir?

Benim gibi duygularını basit kelimelere dökmekten çekinmeyen biri için, bir sorunun bile anlamı başka olabiliyor. Arka bacak… Adı bile bana bir şeyler hissettirdi. Zaten Kayseri’de büyüdükten sonra, kelimeler ve anlamlar hiç bu kadar karmaşık olmamıştı. Ya da belki o kadar basit, o kadar özgürdü ki her şey…

Bir İkinci Şans

O akşam, kaybolmuş gibi hissettiğim o sokakta, yıllar önceki bir anı da çağırdım hafızama. O zamanlar, tam da bu yaşlarda, hep bir yerlerde kaybolmuş hissiyle gezerken, bir gün bir köpek gördüm. Yalnızca bir sokak köpeğiydi, ama bana göre o kadar çok şey anlatıyordu ki… Hızla yanımdan geçerken, sağ bacağında bir eksiklik vardı, arka bacağında. O gün bugündür, ne zaman bir eksiklik hissetsem, ya da bir parçam eksikse, arka bacak kelimesi takılır aklıma. Kimse bilmiyor ama ben o köpeği hep hatırlıyorum.

Bazen duygularımın eksik olduğunu hissediyorum, tıpkı o köpeğin eksik bacağı gibi. Ama yıllardır anlamadığım bir şey vardı; eksiklik gerçekten kaybolmak mıydı, yoksa içindeki bütünlüğün bir parçası mı? O gün bir başka zaman, bir başka sokakta yavaşça yürürken, aniden bir cevap geldi içimden: “Eksik bacak, tam da seni tamamlayan şeydir. Belki de bir arka bacak olmadan, hiç yürüyemezdik.”

O günden sonra, arka bacak hep bir sembol oldu benim için. Her seferinde hayatın eksik parçalarını kabul etmenin gücünü hatırlatıyordu. Bazen eksik olmamız gerekir ki, eksik olduğumuzu fark edip o eksikliği tamamlayacak birini ya da bir şeyi bulalım. O kaybolmuş köpek de bana bunu öğretmişti.

Bir Umut Parıltısı

Düşüncelerimi toparlamaya çalışırken, o köpek aklımdan çıkmadı. İçimden bir şey, belki de Kayseri sokaklarının soğuk havası, bana umut vermeye başladı. Belki de hayatın o eksik parçası bana ait bir şeydi. Ben de o arka bacak gibi olabilirdim. Bir eksiklikle yürümek, ama bir yandan da bu eksikliği kabul etmek… Hayatın bana sunduğu o eksiklik, aslında benim kendimi bulmamı sağlayan bir fırsat olmuştu.

Bir süre sonra Kayseri’nin kalabalık sokaklarından uzaklaştım. Hızla giden bir araba, sağımda önümdeki yürüyen insanlarla birlikte kayboldu. Yavaşça içimden bu kelimeleri fısıldadım: “Arka bacak… Bu da bir başlangıçtır.” O an, kaybolduğum sokaklar birer kaybolmuş anlam olmaktan çıktı. Ne hissettiğimi bilmiyordum ama bir şey vardı. Bir tür güven. Eksik olduğumda bile, bu eksikliği kabul ettiğimde, aslında her şeyin ne kadar yerli yerine oturduğunu fark ettim.

Kaybolmuş Olmak

Kayseri’nin kalabalık caddelerinde bir tek başıma yürürken, artık kaybolmuş hissetmiyordum. O eksikliği benimle taşırken, doğru parça olmayı, kendimi olduğum gibi kabul etmeyi öğreniyordum. Belki de her birimiz bir arka bacak gibi bir eksikliğe sahiptik. Ama tam o eksiklik, bizi başkalarına daha yakın yapıyordu.

Hayatın bana öğrettiği şeylerden biri de bu oldu: Eksik olduğunda, bir şeyin eksik olduğuna dair duyduğun rahatsızlık, aslında seni daha güçlü kılar. Tıpkı o kaybolmuş köpeğin o eksik bacağı gibi. Arka bacak kelimesi bir zamanlar bana yabancı gelmişti. Ama artık bir anlam taşıyor; eksik olmadan, hiçbirimiz doğru bir şekilde yürüyemeyiz.

Arka bacak, tıpkı bir insanın kaybolmuş parçası gibi, bizleri bir araya getiren bir kelimeydi. Ve belki de bunun cevabı, her eksikliği bir umut parıltısı olarak görmemizden geçiyordu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://betci.co/yasal bahis siteleriilbet.casinoilbet giriş yapamıyorumilbet yeni girişbetexper.xyzelexbett