İçeriğe geç

Kötülüğe karşı koymamak ne anlama gelir ?

Kötülüğe Karşı Koymamak Ne Anlama Gelir? Bazen Sessiz Kalmak, Bazen En Büyük Gürültüyü Çıkarmaktır

İnsan bazen hayatın ortasında öyle bir yerde duruyor ki ne tamamen iyi kalabiliyor ne de kötülüğün karşısına kahraman peleriniyle çıkabiliyor. Hele benim gibi İzmir’de yaşayan, 25 yaşında, arkadaş ortamında sürekli şaka yapan ama gece yatağa girince “Acaba bugün söylediğim cümle biraz sert miydi?” diye kendi kendini sorgulayan biriyseniz, bu mesele biraz daha karışık hâle geliyor.

Gündüzleri arkadaş grubunda kahkahalar atıp “Bana bir şey olmaz ya, ben güçlü adamım” diyen ben, akşam markette kasiyere ters davranan birini görünce eve gelip üç saat boyunca insanlığın geleceğini düşünüyorum. Beynim bazen mahalle kahvesi gibi; herkes konuşuyor, kimse sözünü bitirmiyor.

Peki, Kötülüğe karşı koymamak ne anlama gelir? Gerçekten sessiz kalmak mıdır? Yoksa bazı durumlarda sakin kalmayı seçmek midir? Bu sorunun cevabı aslında düşündüğümüzden daha derin.

Kötülüğe Karşı Koymamak Ne Anlama Gelir? Sessizliğin İki Farklı Yüzü

Merhaba! Oyu sayfasının bu haftaki konusu “Kötülüğe karşı koymamak ne anlama gelir”. Umarız faydalı bulursunuz!

Kötülüğe karşı koymamak, en basit ifadeyle yanlış, haksız veya zarar verici bir davranış karşısında hiçbir tepki göstermemek anlamına gelir. Ancak burada önemli bir ayrıntı vardır: Her sessizlik aynı değildir.

Bazen insan korktuğu için susar. Bazen çıkarı zarar görmesin diye görmezden gelir. Bazen de ne yapacağını bilemediği için donar kalır.

Mesela geçen gün bir kafede oturuyorsunuz. Yan masadaki biri garsona gereksiz şekilde bağırıyor.

İç ses:

“Git, söyle bir şey. İnsanlık adına konuş.”

Diğer ses:

“Ama şimdi kalkarsam ortam gerilir.”

İlk ses:

“Gerilsin. Garsonun yerine koy kendini.”

İkinci ses:

“Ben daha dün telefon şarj kablosunu kaybettim, hayatımı bile yönetemiyorum.”

İşte insanın içindeki mücadele tam olarak böyle bir şey.

Bazen kötülüğe karşı durmak büyük kahramanlık gerektirmez. Bazen sadece “Bu doğru değil” diyebilmektir. Bazen birine destek olmak, bazen haksızlığa uğrayan kişinin yanında durmaktır.

Kötülük Her Zaman Büyük Olaylar Değildir

Kötülük kelimesini duyunca çoğumuzun aklına büyük olaylar gelir. Filmlerdeki kötü karakterler gibi düşünürüz. Siyah pelerinli, dramatik müzik eşliğinde yürüyen insanlar…

Ama gerçek hayatta kötülük genellikle terlikle gelir.

Evet, terlikle.

Sabah işe giderken otobüste yaşlı birinin önüne geçen kişi, arkadaşının başarısını küçümseyen kişi, birinin emeğini sahiplenen kişi… Bunlar günlük hayatın küçük görünen ama etkisi büyük davranışlarıdır.

Bazen kötülük bağırarak gelmez. Bazen sessizce bir alışkanlık gibi yerleşir.

Mesela arkadaş grubunda biri sürekli başka bir arkadaşımızla dalga geçiyor olsun. Herkes gülüyor. Ben de gülüyorum.

Sonra eve gidiyorum.

“Ya aslında o kadar da komik değildi.”

Beyin gece 02.30’da toplantı yapıyor:

Başkan: Vicdan

Sekreter: Gereksiz düşünceler

Konuşmacı: Benim bütün geçmiş hatalarım

Sonuç?

Uyku yok.

Oysa o anda yapılması gereken belki de sadece “Tamam, biraz fazla oldu” demekti.

Bazen Kötülüğe Karşı Koymamak Kötülüğün Güçlenmesine Yardımcı Olur

Hayatta bazı insanlar kötülüğü sadece yapan kişilerle sınırlı düşünür. Oysa kötülüğün devam etmesinde sessiz kalanların da etkisi olabilir.

Bir ortamda herkes yanlış bir davranışı görüp hiçbir şey söylemiyorsa, yanlış davranış zamanla normalleşebilir.

Bunu arkadaş ortamından çok iyi biliyorum.

Bir arkadaş grubunda biri sürekli geç kalıyor diyelim. İlk başlarda herkes:

“Ya olur öyle.”

diyor.

Sonra bir bakıyorsunuz, buluşma saati artık “herkesin canı ne zaman isterse” anlamına geliyor.

Bu küçük bir örnek ama mantık aynı. İnsanlar bazen sınır koyulmadığında davranışlarını değiştirme ihtiyacı hissetmez.

Kötülüğe karşı koymak her zaman kavga etmek değildir. Bağırmak, tartışmak veya saldırmak değildir. Bazen en güçlü tepki sakin ama net olmaktır.

İyi İnsan Olmak Her Şeye Katlanmak Değildir

Toplumda güzel bir yanlış anlaşılma vardır:

“İyi insan sessiz olur.”

Hayır.

İyi insan gerektiğinde konuşabilir.

Birine zarar vermemek ile haksızlığa izin vermek arasında büyük fark vardır.

Ben küçükken büyüklerimden hep şunu duyardım:

“Boş ver, büyüklük sende kalsın.”

Güzel söz.

Ama bazen o kadar çok “boş veriyoruz” ki elimizde hiçbir şey kalmıyor.

Anahtarımızı, cüzdanımızı, sabrımızı ve sonunda karakterimizi bile bulamıyoruz.

Büyüklük her zaman susmak değildir. Bazen doğru yerde konuşabilmektir.

Kendi Hayatımızda Kötülüğe Karşı Nasıl Durabiliriz?

Kötülüğe karşı koymak için illa büyük mücadelelere girmek gerekmez. Günlük hayatta küçük seçimlerle başlar.

Haksızlık Gördüğümüzde Görmezden Gelmemek

Birinin emeği küçümseniyorsa, birine gereksiz şekilde kötü davranılıyorsa veya biri yalnız bırakılıyorsa küçük bir destek bile büyük fark oluşturabilir.

Bazen sadece:

“Bence bu şekilde konuşman doğru değil.”

demek yeterlidir.

Bu cümle kısa olabilir ama etkisi uzun sürebilir.

Kendimize Karşı Dürüst Olmak

Bazen kötülüğe karşı koymamak başkalarına değil, kendimize yaptığımız bir şeydir.

Hayır diyememek, sürekli kendi sınırlarımızı ihlal ettirmek, değerimizi küçümsemek de insanın kendisine zarar vermesidir.

Ben bunu özellikle arkadaş ortamlarında öğrendim.

Bazen herkes gülsün diye kendi fikrimi saklıyorum.

Sonra eve gidiyorum:

“Ya ben neden bunu söylemedim?”

Çünkü bazen insan kendi içindeki sesi de susturuyor.

Oysa insan önce kendisine karşı dürüst olmalı.

Komik Görünen Ama Aslında Ciddi Olan Günlük Kötülükler

Hayat bazen garip bir tiyatro sahnesi gibi.

Bir gün arkadaşlarla oturuyoruz. Bir arkadaşımız başka birinin yaptığı işi küçümsüyor.

“Onu herkes yapar ya.”

diyor.

Herkes sessiz.

Ben de sessizim.

Çünkü o an aklımdan şu geçiyor:

“Şimdi konuşursam ortamın tadı kaçar mı?”

Sonra fark ediyorum ki ortamın tadı zaten kaçmış.

Sadece herkes çayı karıştırmaya devam ediyor.

İnsan bazen huzuru koruduğunu sanarken aslında problemi büyütebiliyor.

Sessizlik bazen sakinlik değildir.

Bazen sadece ertelenmiş bir rahatsızlıktır.

Kötülüğe Karşı Koymak Cesaret Değil, Alışkanlık Meselesidir

Çoğu insan kötülüğe karşı koymayı büyük bir cesaret gösterisi olarak görür.

Sanki bir gün uyanacağız ve üzerimize kahraman kıyafeti geçirip dünyayı kurtaracağız.

Gerçek hayat öyle değil.

Gerçek hayat pijamayla kahve içerken başlar.

Küçük seçimlerle devam eder.

Bir arkadaşımıza destek olmak.

Birine haksızlık yapıldığında yanında durmak.

Yanlış gördüğümüzde nazikçe dile getirmek.

Bunların hepsi kötülüğe karşı koymanın parçalarıdır.

Çünkü dünya sadece büyük kötülüklerden değil, küçük ihmallerden de etkilenir.

Son Söz: Sessiz Kalmak Her Zaman Tarafsız Olmak Değildir

Kötülüğe karşı koymamak ne anlama gelir sorusunun tek bir cevabı yoktur. Bazen susmak olgunluktur, bazen ise görmezden gelmektir.

Önemli olan niyetimizi ve davranışımızın sonucunu fark edebilmektir.

Ben hâlâ bazen gereğinden fazla düşünüyorum. Bir gün önce söylediğim bir cümleyi üç gün sonra analiz ettiğim oluyor. Arkadaşlarım bazen bana:

“Sen kafanda mahkeme kurmuşsun, hâkim de sensin avukat da.”

diyorlar.

Haklılar.

Ama belki de insan olmanın güzel tarafı burada saklıdır. Kendimizi sorgulayabilmek, daha iyi biri olmaya çalışmak ve gerektiğinde doğru olanın yanında durabilmek.

Çünkü kötülük karşısında herkes büyük kahraman olmak zorunda değil.

Bazen sadece küçük bir iyilik yapmak, küçük bir itiraz etmek veya birinin yanında durmak yeterlidir.

Ve belki de dünyayı değiştiren şey büyük hareketlerden önce gelen o küçük cümledir:

“Bu doğru değil.”

Umarız “Kötülüğe karşı koymamak ne anlama gelir” ile ilgili aklınızdaki sorulara yanıt bulabildik. Oyu ekibinden sevgilerle!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

https://sacekimiforum.net https://batimatbaa.com.tr https://trakyacim.com.tr Sitemap
betcivdcasino güncel girişilbet casinoilbet yeni girişBetexper giriş adresibetexper.xyzm elexbet