İçeriğe geç

Göçmen aile ne anlama gelir ?

Göçmen Aile Ne Anlama Gelir?

Bir Kayseri Akşamı

Kayseri’deyim, 25 yaşımdayım. Göçmenim. Kimse, içinde yaşadığınız şehri dışarıdan ne kadar sevdiğinizi bilmez. Kayseri’de büyüdüm. Ama biz, babamın memleketinden bir adım uzakta, hep bir yabancı gibi yaşadık. Aslında, her göçmen gibi biz de ne tam olarak burada ne de tam olarak oradaydık. Her zaman bir arada ama bir o kadar da ayrık. Göçmen aile olmak öyle bir şeydir ki, bazen yaşadığın yerin insanları seni dışarıdan, bazen de sen kendini içeriye ait hissetmezsin.

Dışarıdan bir bakış, biz “Kayseri’de yaşayan ama Kayseri’li olmayan” bir aileyiz. Babam, ben henüz bebekken, bir gece yarısı, bilinçli bir şekilde, kasabanın kısıtlı sınırlarını geride bırakıp Kayseri’ye doğru yola çıkmıştı. Onun göçü, bizim de göçümüzdü. Bir çeşit “yeni hayata merhaba” dediğimiz ilk adım.

Bazen gözlerim dalar, eski zamanları düşünürüm. Anlatılan her hikâyenin, her bir taşın, her anın arasında bir göç vardır. O geceyi hatırlıyorum; babamın sesi titriyordu, ama sesi bir korkudan çok, “yeni bir hayat” umudunun yankısıydı. Bu kadar büyük bir şehirde, neyi kimden öğrendik? Hangi mahalleli bizim adımızı biliyor? Hiç tanımadığımız insanlarla nasıl anlaşıyoruz?

Göçmen aile olmak, her ne kadar bir özgürlük simgesi gibi görünse de, bazen bir kaybın, bir eksikliğin ifadesidir.

Kayseri’de Bir Çocuk

İlk günleri hatırlamıyorum. O anları belki de anlatacak kelimelerim yok. Ama bildiğim bir şey var: Kayseri’nin sokaklarında yürüdükçe, ayaklarımın altında çakıl taşları varmış gibi hissediyordum. Her adımda bir ses, her köşe başında yeni bir merak. Ama her köşe başında bir yabancıydım. Her seferinde, her insan beni merak ederken, ben kimseye anlatamadım kim olduğumu.

Bazen akşamları, annemle babamın bahçede sohbette olduğu anlarda, ben de uzaklarda oturur, kendi küçük dünyamda hayaller kurardım. Gerçekten de Kayseri’nin akşamları benim için her zaman daha büyüleyici olmuştu. Ama o geceyi hatırlıyorum, babam bana, “Bir gün burası senin olacak,” demişti. O an, anlamıştım: Kayseri, gerçekten bizim olacak mıydı?

O sokaklarda adım atarken, sürekli bir çelişki içindeydim. İnsanlar bana gülümsüyorlardı, ama o gülümsemenin arkasında bir bilinçaltı soru vardı: “O, kim?” Göçmen olmak, bazen isimsiz kalmak demek. Kayseri’ye yerleşen bir ailede, ben, her zaman o kimliksiz çocuk olacaktım.

Evdeki Dil, Yabancı

Evde, Türkçe ama kendi aramızda farklı bir dil konuşuyorduk. Her kelime, o kadar çok anlam yüklüydü ki. Babamın Kelkit’ten getirdiği kelimeler, annemin Sivas’tan öğrendiği kelimeler… Bunlar, Kayseri’nin her köşesinden daha fazla “bizim”di. Bizim kültürümüz, bizim köklerimiz, ama bazen burada, Kayseri’deki insanlara ne kadar da yabancıydı.

Hani, hep söylenir ya: “Evde ne kadar biz olursak, dışarıda o kadar onlar oluruz.” İşte tam da bu noktada, yaşadıklarımız başkalarına anlatmak zorlaşıyor. Ben, o kelimeleri söylerken babama bakar, o da gözlerimden hissettiğimi anlamaya çalışırdı. Kayseri’de bir evde, aslında iki farklı dünya vardı. Biri, evde annemle babamın dünyası, diğeri ise okulda, sokakta gördüğüm Kayseri’nin dünyasıydı.

Bir Göçmen Ailenin Geleceği

Bir gün, sokakta yürürken, birkaç yaşıtım bana doğru yaklaştı. Ellerinde kaybolmuş bir top vardı ve bu topun peşinden hep birlikte koşuyorduk. O an, kaybolmuş bir parçanın yerini bulduğunu hissettim. Her şey ne kadar da değişmişti, ama bir şey vardı ki değişmemişti: İnsanların gözlerindeki anlayışsızlık. Bu da, bana, yalnız olmadığımı, farklı bir dünyanın içinde yaşadığımı hatırlattı.

Kendi kimliğimi anlamaya başladıkça, aslında o kimlik parçasının Kayseri’nin tam ortasında kaybolduğunu fark ettim. Bazen kendimi, Kayseri’deki o ışıltılı akşamları izlerken, sanki bir kuytuda, biraz terkedilmiş hissediyordum. Göçmen aile olmak, bir çeşit kimlik arayışıdır. Bir zamanlar “evim” dediğimiz yer, sonunda bir yabancılaştığımız yer olur.

Sonuç Olarak

Göçmen aile olmak, bazen göç etmiş olmanın ne anlama geldiğini bile anlamamak demektir. Göç, bir yere ait olmak değil, sadece bir yeri tanımaktır. Her zaman bir yabancı olmak, her zaman bir adım geri gitmek. Ama aynı zamanda, bir umut taşır içinde. O umut, bir gün Kayseri’nin, ya da başka bir şehrin, bizim için gerçekten “ev” olacağına dair. Bu umut, göçmen ailelerin en güçlü yanıdır: Gittikleri her yere bir parça kendi kültürlerinden bırakmak ve bir gün geri dönecekleri yeri bulmak.

Göçmen aile olmak, öyle bir şeydir ki, o kadar çok şey anlatır ki; yaşadığın her an, bir diğerinden farklıdır. Bazen bir yabancı olarak kaybolur, bazen de içindeki bu farklılıkları en güçlü şekilde hayata geçirirsin. Bizim için, Kayseri hala bir umut, bir kimlik mücadelesi, bir yolculuk. Ama yine de, bu yolculukta yanımızda en önemli şey: Ailem.

Göçmen aile olmak, en çok da köklerini bırakıp, yeni bir hayata doğru adım atmanın acısıyla, umutla ve belki de en çok, birbirimize duyduğumuz güvenle tanımlanır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://betci.co/yasal bahis siteleriilbet.casinoilbet giriş yapamıyorumilbet yeni girişbetexper.xyzelexbettTürkçe Forum