İsrail’de Merhaba Nasıl Denir?
Bir İzmirli’nin Mizahi Bakış Açısıyla
İsrail’de merhaba nasıl denir? Eh, bu soru bana biraz garip geliyor çünkü ben tam olarak “merhaba” demeyi bilen bir insan değilim. İzmirli olmak, sürekli espri yapmak ve bazen dünyadaki her şeyi fazla düşünmek, böyle günlük küçük ama derin meseleleri anlamamı engelliyor. Ancak, öyle bir gün gelir de İsrail’e gidersem, bu soru beni kesinlikle fazlasıyla meşgul eder. Tabii, belki de o zaman yazdığım bu yazı, bana bir rehber olur. Hem eğlenirim hem de bilgi edinirim, değil mi?
İsrail’e Gidiş: İlk İzlenimler ve “Merhaba”
İzmir’de sabahları kahvaltı yaparken, geleneksel “günaydın” yerine arkadaşım Ahmet “Günaydın ya da günahımdır,” diyor mesela. Ben de her sabah buna gülüyorum. Ama bak, bir gün öyle bir noktaya geldim ki, bu “merhaba” işi de kafamı kurcalamaya başladı. Yani, İsrail’de bu sözcük ne oluyor?
İsrail’de merhaba nasıl denir?
Bu soruyu sormak için neden bir İsrailli arkadaş edinmedim, neden doğru düzgün araştırma yapmadım, bilmiyorum. Ama İsrail’de “merhaba” demek, aslında oldukça basitmiş: “Shalom!” Evet, evet, sadece “Shalom!” Bu kadar. Şimdi beni iyi dinleyin, “Shalom” o kadar derin bir anlam taşır ki, sadece “merhaba” demekle kalmaz, aynı zamanda “barış” anlamına gelir. Yani ben, şunu düşündüm: Eğer İsrail’de birinin “Shalom” diyorsa, o kişi sadece selam vermekle kalmıyor, aslında dünya barışı temennisinde bulunuyor. Neyse, her ne kadar bu derinliklere inmeye başlasam da, hemen tekrar esprili tarafıma dönüyorum.
İzmirli Gözünden Shalom: Farklı Bir Bakış
Shalom deyince benim aklıma gelen ilk şey, kahvaltıdaki zeytin. Çünkü evet, ben İzmirli olarak günün ilk saatlerinde hep zeytin yerim ve bu da bana huzur verir. Peki, bir İsrailli “Shalom!” dediğinde aynı huzuru hissediyor mu? Kim bilir! Benim tahminimce, bu kelimeyi telaffuz etmek, bir nevi sabahları zeytin yemek gibi bir şey olmalı. Barışı, huzuru bir anda içeri almak gibi bir şey. Ama tabii, bazen de bu kadar derin düşünmemek gerek. Hani “Shalom” derken, birinin niyetini sorgulamak biraz garip olurdu.
Kısa Bir Diyalog: Shalom ile Tanışma
Benim kafamda hayali bir İsrail arkadaşım var. İsminin David olduğunu varsayıyorum. David bir gün İzmir’e gelir ve ben ona ilk defa “Shalom” demek isterim. İşte hayalî bir diyalog:
Ben: “Shalom David!”
David: “Oh, merhaba! Nasılsın?”
Ben: “Vallahi David, iyiyim ama şu ‘Shalom’ olayını bir türlü anlamadım.”
David: “Hadi canım! Ne anlamadın?”
Ben: “Yani, tek bir kelimeyle bu kadar derin barış mesajı verirken, İzmirliler ne yapıyor? Çay içip gözlük takıyorlar, sonrasında da dedikoduyu yapıp unutuyorlar.”
David: “Hah! Anladım! Ama ‘Shalom’, çok eski bir kelime ve… dur, dur, aslında hiç de o kadar derin değil.”
Ben: “Tamam, o zaman ben de ‘Merhaba’ demek yerine, ‘Zeytin var mı?’ diyeyim.”
David: “Güzel olur.”
Bu diyalog, aslında kendi içimde kurduğum küçük mizahi bir sahne. Çünkü, gerçekten de bazen “Shalom” gibi basit bir kelime, pek çok anlam taşır. Oysa bizde, İzmir’de “merhaba” demekle gerçekten derin anlamlar yüklemiyoruz. Ama işte, işin eğlenceli tarafı da burada başlıyor: Bir kelime, farklı kültürlerde tamamen farklı bir atmosfer yaratabiliyor.
Shalom, Biraz Da Politik mi?
Peki, gerçekten de sadece selamlaşma kelimesi mi? Aslında hayır. “Shalom”, sadece merhaba demekle kalmaz, aynı zamanda barış dileği de taşır. Mesela, eski zamanlarda İsrailliler “Shalom” dediklerinde, sadece kişisel bir selamlaşma değil, aynı zamanda bir toplumun, bir milletin barış arzusunu ifade ederlerdi. Yani demek istediğim, kelimenin tarihi ve kültürel anlamı o kadar zengin ki, bir İzmirlinin aklına hemen “Sabahları çay içip, dedikodu yaparak başlamak” gelse de, İsrailliler “Shalom” diyerek bir nevi her şeye olumlu bir açıdan bakıyorlar. Kim bilir, belki de bizdeki “günaydın” demek ne kadar sıradan bir eylemse, İsrail’deki “Shalom” da bir o kadar derin.
Shalom: Sadece Bir Selamlaşma mı?
Gerçekten de “Shalom” demek, sadece bir kelime değil. Sanki bir insanın içinde barındırdığı tüm iyilik ve huzur arzusunun dışa vurumu gibi. Ama bir de düşünün, eğer bu kelimeyi doğru zamanda, doğru insanlara söyleseniz, belki de gerçekten her şeyin barış içinde olması mümkün olur.
Ben, İzmir’de yaşarken pek fazla barış temennisiyle karşılaşmıyorum. Genellikle “Zeytinyağlı enginar var mı?” gibi hayati sorular ön plana çıkıyor. Ama ya ben bir gün kalkıp “Shalom” dersem? Yani, belki de bu yazı bana şunu öğretiyor: Belki bir kelime, hayata bakış açınızı değiştirebilir. Yani belki ben de bir gün, öyle bir anda birine “Shalom!” diyebilirim, ve o kişi de bana barış mesajı verir, kim bilir?
Sonuç: Bir Kelimenin Derinliği ve Mizahi Yansımalar
İsrail’de merhaba nasıl denir diye soranlara cevabım basit: “Shalom!” Ama benim gibi bir İzmirlisi için bu basit kelime, biraz da derin ve mizahi bir düşünceye dönüşebilir. Shalom, hem günlük bir selamlaşma hem de barış temennisidir. Ama bir de hayatı fazla düşünmemek gerektiğini unutmayalım. Belki de bazen “Shalom” demek, sadece merhaba demekle aynı şeydir.
Ben bu yazıyı yazarken, şunu düşündüm: Belki de bu kadar “Shalom” dedikten sonra, barışa daha yakın olacağız. Ama sadece bu kelimeyle değil, gülmekle, eğlenmekle, biraz da düşünerek. Şimdi hadi bakalım, siz de birine “Shalom” deyin ve bakalım nasıl tepki alacaksınız.